Vibe Kodlamayı öğrenmeye ilk başladığımda, kafa karıştıran üç yüksek frekanslı kavram vardı: Sistem İstemi, Beceri ve İş Akışı. Daha sonra, pratikte, Vibe Kodlamanın özünün kod yazmak değil, "takımı yönetmek" olduğunu yavaş yavaş anladım. Bir uzaktan programcı (YZ) işe aldığınızı hayal edin ve bu üç unsur yönetim yöntemlerinizdir: Sistem İstemi (JD) Bu, yapay zekaya niteliksel bir bakıştır. Her komutta "sen kimsin" tekrarlamak yerine, System Prompt teknoloji yığını tercihlerini (örneğin sadece Python), kod stilini (örneğin, zorunlu tip kontrolü) ve iletişim ilkelerini ayarlar. Fonksiyon: İletişim maliyetlerini azaltmak ve davranışsal kıyaslamalar oluşturmak. İş Akışı (SOP/Workflow) Bu, yapay zekanın süreç kontrolü. Sadece "ne yapacağını" söylemekle kalmıyorsun, aynı zamanda "hangi sırayla" olduğunu da belirtiyor. Örneğin: önce belgeyi okuyun> testleri yazın> kodu uygulayın > doğrulama yapın. Nihai hedefinizi birden fazla beceri çağırarak tamamlayabilirsiniz. Fonksiyon: Yapay zekanın adımları atlamasını önleyin ve teslimat kalitesini garanti edin. Beceri, yapay zekaya verilen özel yürütme iznidir (örneğin ağ kurma, dosya okuma ve yazma, veritabanı sorgulama). Skill neden son zamanlarda gündeme geldi? Bir yandan, AI Agent'ın yeteneklerinin sınırları gün geçtikçe genişliyor, diğer yandan ise becerilerin modüler ve paylaşılabilir özellikleri de onu daha iletişimsel hale getiriyor. Yeniden kullanılabilir: Herhangi bir diyalog veya modele doğrudan monte edilebilen bir "Etherscan'ı sorgulama" becerisi yaz. Paylaşılabilir: Geliştiriciler, Skill paketlerini dahili mantığı bilmeden paylaşabilir, plug and play. Skill'in özü, yapay zekayı bir "metin üreteci"nden dış sistemlerle etkileşime girebilen bir "arayüz çağırıcısına" dönüştürmektir. Aslında, verimli Vibe Kodlama aslında bir sistem entegrasyon sürecidir: Çalışan kalitesini standartlaştırmak için System Prompt kullanın; ...