James Webb Uzay Teleskobu (JWST) tarafından yakalanmış bu nefes kesici derin uzay başyapıtına bakın—boşluğu kadim ışık galerisine dönüştüren kozmik bir mücevher. İlk bakışta sayısız küçük beneklerden oluşan parıldayan bir alan gibi görünen ne nedir? Neredeyse hepsi tam bir uzak galaksidir, bazıları milyarlarca yıl önce, evrenin ateşli gençliğinden parlıyor. Çerçevenin kalbinde hakim olan MACS J1149.5+2223 (ya da kısaca MACS J1149), yaklaşık 5 milyar ışık yılı uzaklıkta, Aslan Aslan takımyıldızında bulunan devasa bir galaksi kümesi. Yüzlerce devasa eliptik galaksiden oluşan bu hayalet topluluğu, kendi ezici yerçekimleri altında birbirine tutunuyor, uzay-zamanın dokusunu büken bir yerçekimi kalesi oluşturuyor. O devasa kütle sadece kümeyi bir arada tutmakla kalmaz—yerçekimi mercenlemesinin sihriyle doğal bir teleskop gibi davranır. Kümenin arkasındaki çok daha uzak galaksilerden gelen ışık bükülür, uzalıp, büyütülür ve zarif, parlayan yaylar ve halkalara dönüşür; bu halkalar görüntünün üzerinde eterik fırça darbeleri gibi süzülür. Bu çarpıtılmış lekeler, Einstein'ın genel göreliliğinin parmak izleridir: kümenin yerçekimi, doğrudan göremeyecek kadar soluk ve uzak nesnelerden gelen ışığı yönlendirir ve güçlendirir. Bu yaylar arasında evrenin en eski sırlarından bazıları gizleniyor—yıldızların ilk tutuşmasından kalma galaksiler, belki de kozmik şafağın kendisinden anlık görüntüler, bu tesadüfi mercek sayesinde görünür hale getirilmiş. Kaynak: ESA/Webb, NASA & CSA, C. Willott, R. TripodiBu sadece güzel bir resim değil—yerçekiminin ön plandaki kaosu kozmosun uzak geçmişine büyüteç haline getirdiği derin evrene açılan bir portaldır. Aklı baştan değil mi?