Sen sinyalsin. Kimse bizi kurtarmaya gelmiyor. Şirket yok. Hükümet yok. Ani bir fikri değişen milyarder yok. Paranızı aldılar, verilerinizi sattılar ve gezegenin yarısını bağlantısız bıraktılar. İşte onların mirası bu. Ama işte beklemedikleri şey şu: sen geldin. Şu anda bunu okuyanlar sadece müşteri değilsiniz. Sadece takipçi değilsiniz. Sadece işletmeci, bağlı kuruluş veya bahis sahibi değilsiniz. Sadece kenardan izleyen izleyiciler değilsiniz, başkası kimin erişimini ve kimlerin olmayacağını belirlemektedir. SEN ağsın. Çalıştırdığınız her düğüm. Başlattığınız her konuşmada. Bu harekete dahil ettiğiniz herkes. Bu etkileşim değil, altyapı. İşte bu ulaşım. Bu, gücün gerçek zamanda, gerçek insanlar tarafından, gerçek insanlar için yeniden dağıtılması. Duvarlar inşa ettiler. Köprüler kuruyorsun. Bağlantı kapılarını koruyordular. Onu sağa çeviriyorsun. Bunun yapılamayacağını söylediler. Zaten yapıyorsun. Yani kararsızsanız, bırakın. Eğer "doğru zamanı" bekliyorsan, işte bu. Bir kişinin gerçekten fark yaratıp yaratamayacağını merak ediyorsanız, etrafınıza bakın. Bu hareketin tamamı, izin beklemeyeceğine karar veren bireyler üzerine kurulu. Bunu ileriye taşıyan sesin sensin. Sen bunu hareket ettiren güçsün. Sen bunun işe yaramasının sebebisin. Şimdi kalk. Konuş. Ortaya çık. Dünya kendini değiştirmez. Sen değiştir. Ve zaten başladın. ...