Şu anda Anthropic'in sunumunu izliyorum. Anlatının bu ayrışmasını izlemek gerçekten büyüleyici. Batı'da ise yapay zeka CEO'ları sanki bir geri sayım partisi düzenliyormuş gibi geliyor, biliyorsunuz Bilgi çalışanları mı? 18 ay. Orta yönetim mi? Sıkıştır. Değiştir, otomatikleştir, optimize et. Neredeyse üretkenlik Olimpiyatları gibi sunuluyor; altın madalya insanları en hızlı yerini alan kişiye veriliyor. Bu garip. Bu arada Çin'de devasa otomasyon görülüyor. Makineler tarafından işletilen tüm fabrikalar. Robotik günlük hayatta giderek daha fazla görülüyor. Yapay zeka derinlemesine yerleşmiş. Ama mesaj oldukça farklı. Daha çok "Sektörü yükseltiyoruz. İnsanlar denetler. İnsanlar yeniden eğitiliyor. İnsanlar haberdar kalır." Bir taraf ise bozulmayı bir özellik gibi pazarlıyor. Diğer piyasalar bir strateji gibi geçiş yapıyor. Ve bu anlatı farkı gerçekten önemli. Çünkü ekonomi kelimesini duyduğunuzda, çoğunlukla verimlilik aklınıza gelir, aynı zamanda sosyal istikrarla ilgilidir. Milyonlarca bilgi çalışanı "Sıradaki sensin!" duymaya devam ederse, büyük çaplı yeniden eğitim, düzenleyici tamponlar veya geçiş planlaması olmadan... Bu, toplam talep riskinde. Bu siyasi risk. Bu sermaye kaçışı. Bu, volatilitenin kendini piyasalara yansıtmasıdır. Burada huzursuzluk makroekonomik bir değişken haline geliyor. Doğu'dan ise endişe otomasyon değil. Otomasyon kaçınılmazdır. Endişe, Batı'da yumuşatma olmadan hız. "Geçişi akıllıca kim yönetiyor?" diye sormalıyız. Çünkü sosyal istikrar olmadan verimlilik kazanımları, ilerleme olarak pazarlanan kırılganlıktır. Ve hepimizin bildiği gibi, piyasalar sonunda kırılganlığı fiyatlandırır. İşte dikkat edilmesi gereken kısım bu.